KARANTİNA VE BİLİNÇALTI

Covid-19 pandemisiyle uğraştığımız bu dönem, olumsuz olmamız için bizlere güçlü bir sebep veriyor. Bu durumu değiştirmek için uğraşmadığımızda ise bilinçaltımıza bu kötü duyguları atmış oluyoruz, görmeyi seçtiğimiz şeyler hem şuanımızı hemde geleceğimizi etkiliyor. ‘Hayat , seçimlerimizin sonucudur’ lafı O kadar doğru bir özet ki…

Nedir bu seçimler? Örneğin ; Şuanda izlediğimiz programlar, instagramda takip ettiklerimiz,okuduğumuz kitaplar,arkadaş seçimleri, seçtiğimiz meslekler,aldığımız kararlar gerisini siz doldurun… Tüm bu seçimlerin süreci ve sonucunda gördüklerimiz (farkında olarak veya değil) bilinçaltımızda bizleri etkilemek için orada toplandıklarına emin olabiliriz. Sizlere saydığım örnekler seçebildiklerimizdi tabii ki seçemediğimiz koşullarda var örneğin şuanda uğraştığımız pandemi , ekonomik durumumuz,ailevi şartlarımız gibi gibi… Fakat tüm bu yönetemediğimiz koşulların içerisinde bile hayat bize aslında bir seçim şansı sunar ve bizlere bir soru sorar ‘Peki bu durum karşısında ne yapıyorsun?’

Karantina dönemi bize sunulan bir zorundalıksa biz bu süreçte neler yapıyoruz? işte şuanda yaptığımız seçimler o kadar önemli ki.. Çünkü bilinçaltı , en çok negatif duyguları korur eğer bu olumsuz duygularla savaşmaya çalışmazsak hayatımızı kötü şekilde etkiler. Yani burada 2 yolumuz var ya beynimiz bizim kölemiz olucak ya da biz beynimizin kölesi olacağız. Şuanda spesifik olarak size verebileceğim en iyi tavsiyeler;

1- MEDYANIN ETKİLERİ

Günümüzde medyanın gücü , insanı etkileyip,yönetecek niteliktedir. Sizinde yapabileceğiniz en iyi şey,sosyal medyanın olumsuz etkilerinden olabildiğince uzaklaşın , sizin için hayat devam ediyor ve haber sayfalarının çoğunu ana sayfanıza düşmesini engelleyin veya çıkartın. Sadece resmi ve güvenli bulunan bir kaynak bırakın ki gündemi takip etmek istediğinizde gerçek bilgiye ulaşabilin çünkü bir çok haber sitesi adı altında paylaşım yapan sayfalar kaynakçayı nereden aldığını bilemediğimiz için yanlış bilgi paylaşımları veya insanı panik yapmaya sürükleyecek , bilinçaltımıza korkudan başka birşey katmayacak paylaşımlar yapabiliyorlar. Bizde bunlara maruz kalıp özellikle bilinçaltının insanı etkilemek için en çok mesai yaptığı gece saatlerinde bu haberlere yakalanıyoruz.

Televizyon ; Doğruluğundan emin olsak bile sürekli televizyonu açıp haber izlemekte iyi değildir çünkü şuanda gündemimiz Covid-19 ve kötü haberler iyi haberlerden malesef ki daha fazla. Haber kanallarınızı yüksek seste veya sessiz hayatımızın mezesi haline getirip o kanalı tüm gün açık tutmakta iyi değildir. Onun yerine müzik açın,keyif alabileceğiniz modunuzu yükseltecek kanallar açın yoksa da açık tutmak için tutmayın Televizyonun , hayatınızdaki yerini minimalize şekilde tutun. Kendinize vakit ayırmanız çok daha önemli. Yazdıklarım yanlış anlaşılmasın ben haber takip etmeyin demiyorum tabii ki gündemi bilmek hakkımız ancak doğru kaynaklardan ve bunu sürekli olarak beynimize bu bilgileri sokmayacak nabızda takipte kalmak akıl sağlığı için en faydalısı. Sadece bir deneyin… Resmi kaynak veya gereğinden fazla olmadan tek tük sayfa bırakıp onun yerine ağırlık olarak sevdiğiniz , sizi görünce mutlu eden sayfaları takibe alın. Örneğin , benim ana sayfam ev dekorasyon , fitness ve moda sayfalarıyla dolu ve anasayfamın ağırlığı bunlar olduğu için ben gündemimizin olumsuz süreçlerinden etkilenmek istemediğimde ve öğrenmek istemediğimde öğrenmiyorum.Takip ettiklerim beni bambaşka bir dünyaya sürüklüyor,motive ediyor , gelişmeleri öğrenmek istediğimde ise güvendiğim kaynağı searchleyip bakıp geri çıkıyorum ve buna ayırdığım süre 10 dakikayı geçmiyor…

2-FİLM VEYA DİZİLER

Bu dönemin en kurtarıcı dostu film veya diziler..Fakat bizi kurtardığını , zamanı geçirdiğimizi düşünürken bazıları bizlere kötülük ediyor olabilir.Örneğin korku veya gerilimi yüksek olan diziler.. Siz belki o an korkmaktan zevk alıyorsunuz fakat o an gerçekten vucüdunuza korku salgıladığınız gerçeğini değiştirmez.Ve bilinçaltınıza gördüklerinizi işleme fırsatı verir.Özellikle gece izlediyseniz karanlığın etkisi korku filmlerinde daha büyük ve en çok uyumamız gereken zamanda izlediğimiz film veya diziden sonra bizi uyutmayabilir, kabus gördürebilir.. Bilinçaltı , hayal ile gerçeği ayırt edemez. Ve yine bilinçaltına aktardığımız korkular , içinde yaşadığımız olaylarla birleştirebilir,vucudumuza olumsuz yönde semptomlar göstertebilir ve bunun sonucunda günlük hayatımızı etkiler,bağışıklığımızı etkiler. Duyguların vucüttaki yeri çok yüksektir,yaşadığımız duygulara göre bizlere cevap verir. İşte izlerken olduğumuz streste şuanımızda veya geleceğimizde bizlere payı olabilir.

Film veya dizi izlerken bizi mutlu edecek,sürükleyecek yani zamanımızın keyifli geçmesine yarayacak türde seçmek çok önemlidir. Unutmayın ki; bilinçaltının tek misyonu olumsuzlukları kayıt etmesi değil aynı zamanda bizleri mutlu etmeye de çalışmasıdır.

3-BOŞLUK

Sürekli evde olmanın verdiği bir sürü boşluk var,2 kategoriye ayırabiliriz bu boşlukları ; hem fiziksel boşluklar hem de düşünsel boşluklar.. Karantina sürecini ne kadar dolu ve faydalı geçirirsek o kadar fiziksel boşlukların önüne geçmiş oluruz.Kendimizi tanımak için , yeni şeyler öğrenmek için,uzun zamandır yapmak isteyipte yapamadığımız şeyler için bir sürü boşluğumuz var.

Fiziksel boşlukla , düşünsel boşluklar birbirleriyle doğru orantıdadır. Örneğin bütün gün yatıp , hiç birşey yapmadığımızı düşünelim haliyle düşünmeye çok fazla fırsat kalır,çünkü boşluklarımız çok fazla ve bu boşlukları beyin değerlendirir.. Boşluklar artınca kafayı takmaya başlarız bir çok şeye,belki normalde aklımıza gelmeyecek olaylar,düşünceler beynin kurması sayesinde aklımıza gelir ve modumuz düşer.. Bilinçaltının karanlık tarafı bize merhaba diyebilir.. Birde yapacak çok şeyimizin olduğunu düşünelim, sabah uyandık kahvaltımızı ettikten sonra spor yaptık , ardından sevdiğimiz bir hobi ile ilgilendik,kitap okuduk kısacası kaliteli zaman geçirdik,şimdi minimal düzeye inen o boşluklar nasıl doldurulacak? Belki yaptığımız sporu daha fazla geliştirmek için düşüneceğiz, belki okuduğumuz bir romanı düşünmek için,belki bugün yaptığımız yemekten keyif alınca ‘acaba yarın ne yapsam’ düşünceleri veya yaptığımız hobiyle ilgili düşünceler.. İşte şimdi beynimize düşünmesi için kendi isteğimizle konuyu biz verdik,gün içerisinde yaşadığımız yoğunluk ve doluluk bizi üretkenliğe , yaratıcılığa daha çok sürükledi.

Duygusal boşluklarımızda bilinçli ya da bilinçsiz hepimizde mevcut,bu boşlukların yerine birebir birşey bulabilmek mümkün değilse fokusu farklı yere dağıtmalıyız. Ama herşeyden önce bu boşluğumuzu kabul etmekle başlamalıyız,eksiklik yaşadığımız her ne ise kaçmak bir çözüm olmamakla beraber bünyemizi,bilinçaltımızı etkilemesini ertelemiş oluruz bizim istediğimiz ise bu duygulara yer vermemeye veya dozajını az tutup,kendi akıl sağlığımıza , önem vermek olacağı için, kaçmaktansa o duyguların varlığını kabul edip , örneğin corona hastalığını kafaya takıyor kendimizi devamlı üzüyor isek , bu hastalığın tüm iyi ve kötü yanlarını , durumun ciddiyetini ve eğer yakalanmadıysak , yakalanabilme ihtimalini göz önünde bulundurduktan sonra probleme kafa yormayı bırakıp mentalitemizi korumaya yönelmek yani çözüme geçmek gerekir. Kötü yanlara yoğunlaşıp konuyu kafaya takmamızın hiç bir artısı yoktur aksine zararı vardır,ve şükretmeliyiz ki problemimizin bir çözümü var.. Eğer uzmanlar bize bağışıklığınızı koruyun , şöyle beslenin veya böyle beslenmeyin veya ellerinizi yıkayın diyebiliyorlarsa biliyoruz ki bu bir çözüm. Dolayısıyla biz umudumuzu yanımızda tutup çözüme odaklanabiliriz,yine bu çözümleri korkuyla yaparsak bize faydası olmaz , çözüme fazla yoğunlaşmakta obsesifliğe itebilir. Kendinizi en iyi siz biliyorsunuz ve sizden önemli birşey yok. Herşeyin dozajıda sizi en mutlu hissedicek veya akıl sağlığınızı koruyacak seviyede olmasını siz ölçebilirsiniz. Kendinizi sevin ve anınıza önem verin.

Şuanımızı hangi duygularla yaşadığımız bizim elimizde. Şuana doğru yatırımı yapmak,keşkelerimizin önüne geçer…

YAZAN: NİL AMBER

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: