KİMSEN O OL

Blog yazımı sesli dinlemek isterseniz eğer yukarıdan dinleyebilirsiniz. / Seslendirme : Nil Amber

Hepimizin kendi içimizde sorguladığı şeyler vardır. Gün içerisinde aldığımız kararlar, sinirliyken söylediğimiz ağzımızdan çıkan sözler, gelecek ile ilgili kaygılarımız ,planlarımız ve daha bir sürü şey…

Buraya eklemek istersek gözleriniz okumaktan yorulacak kadar madde ekleyebiliriz fakat esas değinmek istediğimiz konu kişiliğimiz. Ben kimim? Evet bu soru hepimizin kafasında günlerce düşündüğümüz ve durumdan duruma göre şekillendirmek,değiştirmek ve yeniden yapılandırmak istediğimiz bir sorun. Aslında bunu sorun olarak görmemiz bile yanlış bir düşünce çünkü olmak istediğimiz insan veya olmak istediğimizi düşündüğümüz olmaya çalışırken sorun olarak gördüğümüz özelliklerimiz en ufak başarısızlığımızda suratımıza kapanan kapının arkasındaki itici güç olur.

Unutmayın ki aşağıda verecek olduğum cümlelerde ki düşünürlerin sözleri hariç kısımlar kendi yorumlarımdır ve mutlak doğruluk payı yoktur. Kendi iç muhasebeniz ile değerlendirin.

Ünlü düşünür Sokrates (MÖ470-399) felsefenin esas amacının kendini tanıyıp anlayarak sevinci arttırmak olduğuna ve kişinin kendine yabancılaşmasına değinmiştir.

İnsanların kendilerine yabancılaşması günümüz çağının en büyük sorunudur. Çoğu insan kendisi değil,kendisine genellikle tam zıt bir kişiliğe bürünmek ister. Kendisi iyi niyetliyse,genellikle iyi niyetten dolayı dost kazığı yediğini düşünür ve iyi niyetli olmak yerine kurnaz olmak ister fakat burada odaklandığı konu yanlıştır. İyi niyet ve saflık arasında farklar bulunur, dolayısıyla yanlış bir değişikliğe gider ve genellikle başarısızlıkla sonuçlanır. Bu başarısızlıklarda bizi depresyona itme yolunda gelen kılıç darbeleridir. Her bir kılıç darbesi vücudumuzda farklı yaralar açar ve yaralar artık dayanılamayacak seviyeye ulaştığı zaman kendimizi salmak isteriz.

Kendimizden uzaklaştığımız için depresyona girme evrelerini yaşarız çünkü kendi olduğumuz kişilikten uzaklaşma, insanın psikolojik durumunda ve zihinsel yorgunluğunda önemli inişlere ve çıkışlara neden olur fakat kendimizi kendimiz gibi kabul edersek umutsuzluğa kapılmayız. Kendimizin limitlerini, neler yapabileceğimizi, nelerden etkilendiğimizi, ne tepkiler verebileceğimizi biliriz ve bunun farkında olarak yaşadığımızda dışarıdan gelen faktörler bizi daha az etkiler çünkü kendimizden eminizdir.

İnsanlar istedi diye değişmek başınıza gelebilecek en kötü şeylerden biridir. Sevgilinizle, ailenizle veya arkadaşlarınızla kavga ederken sinir veya üzülme anlarınızda size söylenen değişmelisin, ”şöyle olmalısın,böyle olmalısın” gibi eylemleri gerçekten içinizden gelerek yapmıyorsanız eğer sonucu genellikle başarısızlık olur.Bu başarısızlıklarınız sizi daha derinden etkilediği için başka konularda ki başarısızlıklarınızın sayısı da artış gösterir. Kendi kişiliğinizi kimse sizden daha iyi bilemez. Bilemedikleri içinde dışarıdan gelen yorumlarla kişiliğinizi değiştirmeye çalışmayın.

Ekonomik sıkıntılardan dolayı kişiliğinizi değiştirmeyi istemeyi de bu başlıklardan bir tanesi olarak ele alalım. Girişimcilerin zengin hayatlarını sabah yaptıkları kahvaltıdan,öğle arası uykularına kadar inceleriz fakat şunu göz ardı etmemek gerekir ; yüksek miktarlarda para kazanan bir girişimci,sabah kahvaltısında tereyağlı filtre kahvesini içerken,internet ortamında ticaret yapabileceği kaynakları araştırıyorsa sizde aynı bu yöntemi yaparak aynı performansta bilgi edinemezsiniz. İnsanların kişilikleri özgündür.Bazı insanlar sabah insanıdır,bazı insanlar ise gece insanıdır siz sabah kalktığınızda odağınızı işe ayıramıyorsanız eğer o değerli vaktinizi başkasının sistemiyle boşuna harcamış olursunuz. Aslında en başından beri bahsettiğimiz kendiniz olmak yerine başkası olmaya çalışmak sizin için faydalı olmaz ancak içinizden okurken ”ama ben x kaynağından öğle arası uykusunu gördüm denedim gayette beni başarıya ulaştırdı” diyecek olanlarda vardır. Eğer bunu diyebiliyorsanız zaten kişiliğinizi,eğilimlerinizi tam olarak bilmediğiniz için yeni bir özellik keşfetmişsinizdir. Tüm bunları ele alarak, Kendinizi Tanıyın cümlesinin özellikle altını çiziyoruz.

Soren Kierkegaard’a göre ”kişi kendine sahip değilken kendisi değildir.”

Genellikle hepimizin çevresinde,her şartta mutlu gözüken ve ”neden böylesin” dediğinde ”ben böyleyim kendimi böyle kabul ettim” diyen insanlar vardır. Bu insanların yüzde kaçı doğru söylüyor bilemeyiz tabi ki ama bir insan kendini olduğu gibi kabul edip kendi kişiliğine kucak açtığında bir rahatlamış olma ihtimali daha yüksektir çünkü kendiyle alakalı bir sürprizle karşılaşmaz zaten ne olduğunu biliyordur. Düşüncesini bir konuda savunmak istediği zaman kendi düşüncesini savunurken insanlar benimle ilgili ne düşünür diye çekinmez, çünkü zaten kendinin kim olduğundan emindir başka insanların onun kişiliği ile ilgili eleştirilerini objektif bir şekilde yorumlamaya daha yatkın olur.

Sonuç olarak bu yazıları toparlamak gerekirse kendinizi tanımaya süre ayırın. İyi yönlerinizi kötü yönlerinizi objektif bir şekilde test edin sonrasın da bu özelliklerin ulaşabileceği en ileri noktayı bulun. Kötüyse bir özelliğiniz daha ne kadar kötü olabilir diye düşünün ve bu özelliğinizin kişiliğinizle eşleşip eşleşmediğinin analizini yapın. Başkası istedi diye değişmeye çalışmayın ve en önemlisi kendinizi olduğunuz kişi için sevin.

Yazar: Onur Uğur

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: